ALLAH’IN FIRKASI

... Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 22)

Allah'ın cennetini vaat ettiği ve müjdelediği müminlerin belli başlı vasıfları ayetlerde şöyle belirtilmiştir:

İman edip, salih amellerde bulunurlar. (Bakara Suresi, 25)

Allah'tan korkup sakınırlar. (Al-i İmran Suresi, 15)

Bollukta da darlıkta da infak ederler. (Al-i İmran Suresi, 134)

Öfkelerini yenerler. (Al-i İmran Suresi, 134)

İnsanlardaki haklarından bağışlama ile vaz geçerler. (Al-i İmran Suresi, 134)

Çirkin bir hayasızlık işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp, hemen günahlarından dolayı bağışlanma isterler. (Al-i İmran Suresi, 135)


Yaptıkları kötü şeylerde bile bile ısrar etmezler. (Al-i İmran Suresi, 135)

Allah'a ve elçisine itaat ederler (Nisa Suresi, 13)

Namazı kılarlar, zekatı verirler, elçilere inanır, onları savunup desteklerler. (Maide Suresi, 12)

Doğru sözlüdürler. (Maide Suresi, 119)

Hicret ederler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd ederler. (Tevbe Suresi, 20)

Güzel davranışlarda bulunurlar. (Yunus Suresi, 26)

Rabbimiz'e kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlanırlar. (Hud Suresi, 23)

Tevbe ederler. (Meryem Suresi, 60)

Emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. (Müminun Suresi, 8)

Namazlarını (titizlikle) korurlar. (Müminun Suresi, 9)

Hayırlarda yarışırlar. (Fatır Suresi, 32)

Muhlistirler. (Saffat Suresi, 40)

Allah'ın ayetlerine iman ederler. (Zuhruf Suresi, 69)

Bizim Rabbimiz Allah'tır deyip sonra dosdoğru bir istikamet tuttururlar. (Ahkaf Suresi, 13)

Takva sahipleridir. (Muhammed Suresi, 15)

Gönülden Allah'a yönelip, dönerler. (Kaf Suresi, 32)

Görmedikleri halde Rahman'a karşı içleri titreyerek korku duyarlar ve içten Allah'a yönelmiş bir kalp ile
gelirler. (Kaf Suresi, 33)

İhsanda bulunurlar. (Zariyat Suresi, 16)

Seher vakitlerinde istiğfar ederler. (Zariyat Suresi, 18)

Yarışıp öne geçerler. (Vakıa Suresi, 10)
Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar. (İnsan Suresi, 7)

Ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. (İnsan Suresi, 8)

Elçiye gereken saygıyı gösterirler. (Hucurat Suresi, 3)

Ahirete Güzel Geçiş, Güzel Ölüm

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Nahl Suresi, 32)

Buraya kadar, salih müminlerin dünyada güzel bir hayatla yaşatıldıklarını, korkuya ve hüzne kapılmadıklarını, sağlıklı ve huzurlu bir ruh haline sahip olduklarını gördük. İman edenlerin Allah’ın rızasına uymalarından ötürü Allah’ın özel yardım, destek ve korumasını kazandıklarını, kötülüklerinin örtüleceğini, yaptıklarının en güzeliyle karşılık göreceklerini ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklarını da Kuran ayetlerinden öğrenmiş bulunmaktayız. Dünya hayatına karşılık ahireti “satın alarak”, Kuran’da geçen ifadeyle “güzel bir alışveriş” yapmışlar ve Allah onlardan, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır.

Peki bu kişiler ömürlerinin sonuna ulaştıklarında ne olacaktır? Allah’ın takdir ettiği ölüm anı onlarla nasıl ve nerede buluşacaktır? İster iman eden bir kişi olsun, isterse Allah’ın ayetlerini inkar eden bir kişi, hiç kimse nerede ve ne zaman öleceğini kesinlikle bilemez. Bu gerçek Lokman Suresi’nde şöyle açıklanmıştır:

Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah’ın Katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır. (Lokman Suresi, 34)

Bununla birlikte, ölümün müminleri nasıl karşılayacağını, canlarının nasıl alınacağını, ölüm anında neler olacağını Kuran’dan öğrenme imkanımız vardır. Kuran’da bize bildirildiği kadarıyla, müminin ölümü çok yumuşak bir geçiş, anlık bir boyut değiştirme şeklinde olacaktır. Aynen uyku sırasında Allah’ın “bir tür ölüme sokmuş olduğu kişinin” (Zümer Suresi, 42) ertesi sabah uyanarak yeni bir güne başlaması gibi, mümin de ölümünde, bir anda “dünya” boyutundan sıyrılacak ve ahiret boyutuna geçecektir. (Kuşkusuz en doğrusunu Allah bilir)


Allah bu sıkıntısız ve rahat geçişi, Nazi’at Suresi’nin 2. ayetinde görevli meleklere işaret ederek, “yumuşacık çekip alanlara” şeklinde haber vermektedir.

Melekler, müminlerin canlarını almaya geldiklerinde aralarında geçen bir konuşma Nahl Suresi’nin 32. ayetinde ise şu şekilde anlatılır:

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: ‘Selam size’ derler. Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin. (Nahl Suresi, 32)

Başka bir ayette de müminlerin ölüm anı şöyle tasvir edilir:

Onları, o en büyük korku hüzne kaptırmaz ve: ‘İşte bu sizin gününüzdür, size va’dedilmişti’ diye melekler onları karşılayacaklardır. (Enbiya Suresi, 103)

Görüldüğü gibi, dünyada güzel bir hayat yaşatılan müminin ölümü de güzel ve rahat olacak, ahiret hayatı meleklerin karşılamasıyla başlayacaktır. O andan itibaren dünyayla tüm ilişkileri kesilmiş ve kişi, Allah’ın huzuruna çıkmak üzere tesbit edilmiş bir yere yollanmıştır. Bunun devamında da mümini, en başından beri olduğu gibi rahatlık ve kolaylık beklemektedir…

Kolay Hesap

Bir önceki bölümde iman edenlerin canlarının melekler tarafından güzellikle alınacağından bahsettik. İşte bundan sonra hesap anı, yani insanların tüm yapıp ettikleriyle Rabbimizin huzuruna çıkacakları an gelmektedir.



Kıyametin kopmasıyla birlikte başlayan tüm gelişmeler, dünya tarihi boyunca yaratılmış bütün insanların yeni bir bedenle diriltilmeleri ve cehennem ateşinin çevresinde toplanmalarıyla devam edecektir. Daha sonra tüm şahitler getirilecek, her bir kişinin amel defteri açılacak ve herkes dünya hayatında yaptıklarından hesaba çekilecektir. Bunların sonunda Allah müminleri rahmetiyle cehennem ateşinden kurtararak, cennetine sokacaktır. Kıyamet günü ve müminlerin o günkü durumları Kuran’da ayrıntılı olarak bildirilmiştir:

Sur’a ilk üfürülüş ile kıyamet başlamıştır. Dünya ve tüm evren, geriye dönüşü olmayan bir yok oluşa sahne olmaktadır: Dağlar parçalanır, denizler kaynatılır, gökler yok edilir…

Sur’a ikinci kez üfürülmesiyle birlikte insanlar diriltilir ve hesaba çekilmek üzere toplanır. En ufak bir ayrıntı dahi atlanmadan, hayatı boyunca yapmış olduğu amelleri kişinin ve şahitlerin gözleri önüne serilecektir. Kafirleri öldürücü bir utanca sürükleyen bu anda müminler, sevinçli ve coşkuludurlar. Çünkü Kuran’da, “… O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir…” (Tahrim Suresi, 8) şeklinde buyrulmaktadır.

Allah, “Elçilerine ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de şahitlerin (şahitlik için) duracakları gün yardım edeceğini” vaat etmiştir. (Mü’min Suresi, 51)

Kıyamet günü salih müminler, tüm hayatları boyunca yapıp-ettiklerinin yazılmış olduğu hesap defterlerini “sağ yanlarından” alacaklardır. Kitabını sağ tarafından alacak olan insanlar, Kuran’da “kolay” hesaba çekilecek ve cennete sokulacak insanlar olarak tanımlanmıştır:

Artık kitabı sağ eline verilen kişi, der ki: “Alın, kitabımı okuyun. Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış(anlamış)tım. Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir. Yüksek bir cennette. (Hakka Suresi, 19-22)

Rabbimiz’in kendilerine vaat ettiğine kavuşmak üzere olan müminler, o “ebedilik gününde” (Kaf Suresi, 34) heyecanlı ve mutludurlar, bu durumları İnşikak Suresi’nde şöyle tasvir edilmiştir:

Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse. O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek. Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır. (İnşikak Suresi, 7-9)

Hesaba çekilmeleri bittiğinde artık müminler, kurtulmuş olmanın sevinci içindedirler. Ayette, “Oraya esenlikle ve güvenlikle girin.” (Hicr Suresi, 46) buyrulmaktadır. Bu durum başka ayetlerde de şöyle anlatılır:

Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetime gir. (Fecr Suresi, 27-30)

Artık Allah, rahmet etmiş olduğu kullarının günahlarını da bağışlamış, kötülüklerini iyiliğe çevirmiş ve cennete girmelerine izin vermiştir. Kendisine “cennete gir” denilen mümin ise şöyle söyler:

… Keşke kavmim de bir bilseydi, Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını. (Yasin Suresi, 26-27)

Bir başka ayette Allah, cennet ehlini şöyle müjdelemektedir:

… Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır… (Maide Suresi, 119)

Ey kullarım, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız. (Zuhruf Suresi, 68)

Başka bir ayette de Allah, “Cennet de, muttakiler için, uzak değildir, yakınlaştırılmıştır.” (Kaf Suresi, 31) şeklinde buyurmaktadır.